26 Mart 2012 Pazartesi

İnsanların fikirleri vardır, akıllarının mantıklarının sonucu fikirlerdir, fikirleri bir sürü şey etkiler, mesela gittiğin gördüğün yerler, büyüdüğün yerler, okuduğundan izlediğine hepsi ama hepsi, duyguların düşüncelerin kalbin vicdanın, mesele bir yere saplanıp kalmamak, saplanıp kalanlara noldu mu? Ya vatan haini dendi, ya da kahraman; bir süre sonra da tam tersi bunların hiç biri olmadıysa kendilerini umutsuzluk deryasında bir su parçası olarak gördüler, ya da tam tersi değil mi?  Ya aşktan sevgiden zevk aldılar, ya da nefret ettiler; ya hayat çok güzeldi, ya da bir cehennem; bunların hepsi onların elindeydi, bizlerinde elinde, elinde değil mi?

ben mi?

ben gönlü sağda, fikirleri solda
bazen gönlü solda, fikirleri sağda
hayata dik durmaya çalışan
hayatta ezilen
Allah'a karşı olanları eleştiren
İslam'ı kullananları boğmak isteyen
Sağcıları haksız bulan
Solculara komünist diyenlere karşı
İnsanlarla yaptığım iyiliği konuşmayı sevmeyen
Konuşanlardan tiksinen
Başkalarına hava atan
Dik bakan
-ki bazen öz babam
insanlardan tiksinen
ama bunlarda gerçekte var kendi ailende dahil
ve öyle kabul eden;
kendi hayatını
kendi bacaklarını 
en baştan yapan
-ki hayata dik durabilmek isteyen
temiz hayatta sıradan bir insan olmak isteyen
bir öğretmenim
bir insanım 
ve en başta insanım...

hayata nasıl bakmalıyız
hayata üstad gibi bakmalıyız
her bir satırından ders çıkararak
ve bunu hayatımızda uygulayarak ...


"
YAŞAMAYA DAİR

YASAMAK SAKAYA GELMEZ,
BÜYÜK BİR CİDDİYETLE YASAYACAKSIN
BİR SİNCAP GİBİ MESELA,
YANI, YASAMIN DIŞINDA VE ÖTESİNDE HİÇBİR ŞEY BEKLEMEDEN
YANI, BÜTÜN İŞİN GÜCÜN YASAMAK OLACAK.

YAŞAMAYI CİDDİYE ALACAKSIN,
YANI, O DERECEDE, ÖYLESİNE Kİ,
MESELA, KOLLARIN BAĞLI ARKADAN, SIRTIN DUVARDA,
YAHUT, KOCAMAN GÖZLÜKLERİN,
BEYAZ GÖMLEĞİNLE BİR LABORATUARDA
İNSANLAR İÇİN ÖLEBİLECEKSİN,
HEM DE YÜZÜNÜ BİLE GÖRMEDİĞİN İNSANLAR İÇİN,
HEM DE HİÇ KİMSE SENİ BUNA ZORLAMAMIŞKEN,
HEM DE EN GÜZEL,
EN GERÇEK ŞEYİN YASAMAK OLDUĞUNU BİLDİĞİN HALDE.

YANI, ÖYLESİNE CİDDİYE ALACAKSIN Kİ YASAMAYI,
YETMİŞİNDE BİLE, MESELA, ZEYTİN DİKECEKSİN,
HEM DE ÖYLE ÇOCUKLARA FALAN KALIR DİYE DEĞİL,
ÖLMEKTEN KORKTUĞUN HALDE ÖLÜME İNANMADIĞIN İÇİN,
YASAMAK, YANİ AĞIR BASTIĞINDAN.
1947
(2)

DİYELİM Kİ, AĞIR AMELİYATLIK HASTAYIZ,
YANI, BEYAZ MASADAN
BİR DAHA KALKMAMAK İHTİMALİ DE VAR
DUYMAMAK MÜMKÜN DEĞİLSE DE BİRAZ ERKEN GİTMENİN KEDERİNİ
BİZ YİNE DE GÜLECEĞİZ ANLATMAN BEKTAŞİ FIKRASINA,
HAVA YAĞMURLU MU, DİYE BAKACAĞIZ PENCEREDEN,
YAHUT DA YİNE SABIRSIZLIKLA BEKLEYECEĞİZ
EN SON AJANS HABERLERİNİ.

DİYELİM Kİ, DÖVÜŞÜLMEYE DEĞER BİR ŞEYLER İÇİN,
DİYELİM Kİ, CEPHEDEYİZ.
DAHA ORDA İLK HÜCUMDA, DAHA O GÜN
YÜZÜKOYUN KAPAKLANIP ÖLMEK DE MÜMKÜN.
TUHAF BİR HINÇLA BİLECEĞİZ BUNU,
FAKAT YİNE DE ÇILDIRASIYA MERAK EDECEĞİZ
BELKİ YILLARCA SÜRECEK OLAN SAVASIN SONUNU

DİYELİM Kİ, HAPİSTEYİZ,
YASIMIZ DA ELLİYE YAKIN,
DAHA DA ON SEKİZ SENE OLSUN AÇILMASINA DEMİR KAPININ.
YİNE DE DIŞARIYLA BERABER YASAYACAĞIZ,
İNSANLARI, HAYVANLARI, KAVGASI VE RÜZGARIYLA
YANI, DUVARIN ARKASINDAKİ DIŞARIYLA.

YANİ, NASIL VE NERDE OLURSAK OLALIM
HİÇ ÖLÜNMEYECEKMİŞ GİBİ YAŞANACAK...

Nazım Hikmet





25 Mart 2012 Pazar

pencerenin önüne bir kaç kırıntı koydum, diyorum ya kuş olmak o kadar güzel, sadece onu ordan alıp karnını doyurma derdinde ve bunu yaparken sen ona döndüğünde kaçıp gitmek, düşünmemek, akla sahip olmamak böyle birşey, sadece küçük şeyler için yaşamak, aklında bin bir sorunun volta atması... sadece berraklaşmak nasıl birşey? kuşlar gibi berraklaşmak

"şiirler yazdım, kitaplar okudum
elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
derinlerde kaldım böyle bir zaman
kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum." E.C

kuşlar gibi davranmak nasıl birşey?

24 Mart 2012 Cumartesi

usulca

Güneş geldiği yeri giderken, yıldızların henüz kendilerini göstermeye başlamışken yürüyorum sadece kendimin o yolda yürüdüğünü hissederek yürüyorum, kafam bi dünya yürüyorum, aklımdan neler geçiyor ben bile hatırlamıyorum, bence her insana olur, o kadar düşünce geçer ki aklından, onları tek tek sıralamaya başlasan ben neymişim dersin zaten içinden seçtiklerimiz hayallerimiz, seçemediklerimiz hayatın kendisi olmaz mı?

Yürüyorum kafam bi dünya... Karşımda iki çocuk, okul kıyafetleri birbirlerini tekmelemeye, yumruk atmaya başlıyorlar, o düşündüklerimin hepsi hani olur ya filmlerde dizilerde puff diye uçuverdi, onlara odaklandım, onların güldüklerini gördüm, akıllarının hala bakire olduğu apaçık belliydi; onlar gülüyordu, eğleniyordu, nefes nefese kaldılar mutluluktan, ben yanlarından geçerken, öyle herkesin göremeyeceği sote yerler olur ya, orda sigaralarını yakmaya uğraştılar, benden de tedirgin oldular, sanırım ya tanıdıklarıysam diye düşündüler, hepimize oldu, sanırım mutluluk herkesin göremeyeceği yada görmelerini istemediğimiz şeyleri yapmakta saklı; bi köşebaşında sigara içmek, sevdiğinle kimsenin seni duymayacağı yerde konuşmak, gizlice okuldan kaçmak vs vs. büyüdükçe kalabalıklaşıyor insan, büyüdükçe zihni çoğalıyor, o anı o an yaşayamıyor, sanırım bunu becerebildiğimiz gün daha güzel olacağız, hayatın kokusunu ve rengini birleştirdiğimiz gün o an da olacak ve o anı birkere yakalayabildiğimizde hep yakalayabileceğiz...

Yeni nesilde birçok şey kayboluyor, birçok şey hala yaşıyor, yeni nesil değişiyor ya biz?

O anı yakalayabileceğiz mi?

2 Mart 2012 Cuma

mutluluk.

En mutlu olduğunuz an bir an'dan ibaret değildir birçok anın bir araya gelmesiyle sizin yüzünüzde küçücük bir tebessüm oluşur, bazen o tebessümler gerçek bir duyguyla birleşirse mutlu oluruz; düşünsenize bu çok uzun bir zamandır her şey bizim elimizde gibi gelir, birşeylerin birleşmesi zaman alırken, bu mutluluğun bozulması küçücük bir şeyle olabilir, çocuklar kumsalda kocaman bir kumdan kale yaparlar, bir tek taş parçası o kocaman kaleyi yıkar, mutlulukta böyle değil mi? Ama bazı çocuklar o kaleye kendisi taş atar, buna sevinir mi? İstemeyerek   hangi çocuk o kuleye taş atmıştır ki?

Gerçekten mutlu olduğunu nasıl anlarsın?

Yatağına uzandığında , gözlerini kapadığında, içinde bir dinginlik hissediyorsun o zaman mutlusundur

Basit mi bu kadar?

O dinginliği hissetmek için önce bir sürü şeyi bir araya getirmeli ve onu kendi kendinede yıkmamalısın, bunu yapmak için kaidelere uyman gerekir mi?

Hayır.

Kalbini dinle yeter.

28 Şubat 2012 Salı

yazmak en güzel şey bence.

yazmayı, okumayı sevdiren bir öğretmenim vardı, daha doğrusu bu dili, bu dilin kurallarını öğreten, bana okulu sevdiren bir öğretmendi. o zamanlar Türkçe benim için en güzel dersti. Hayatımız ne kadar değişti, önce telefonlar sonra internetler, yazdıklarım bu dilin kurallarına aykırı artık. cümlelerim düşük, anlamları sığ; yeniden başlayabilir miyim güzel cümleler kurmaya ve her harfe dikkat etmeye?

anlamda bozukluklara yol açmadan baştan yazabilir miyim herşeyi, her harfe dikkat etmeden kendimde yeniden o güveni sağlayabilir miyim?

Benim yazımı okuyanlar, Türkçe'nin güzel yanlarını görebilir mi acaba?

Yeniden başlanabilir mi her cümleye, hayata yeniden o çocuk saflığıyla başlanabilir mi?

20 Şubat 2012 Pazartesi

zaman durduysa...

bir sevgililer günü geçti, geçeli de bir hafta oldu ama bunun cevabını ben üstadından vereyim :


"her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. 
kim sorarsa ''saat kaç'' diye,
cevabım hep aynı; 
on'a doğru!" C.S

sevgili'm bana saat aldı ama ilerlemiyor onsuz ama bu ilerlemezlikte bugün 19. ayımız bitti, onla yan yana geldiğimizde ise 190 ayın nasıl bittiğini anlamayacağız sanırım. Beraber yaşlanacağız beraber büyüceğiz, o yoğurt yiyen küçük kız çocuğunun anne olduğu günleri görüp, çocuğuna şekerli yoğurt hazırlarken eminim katıla katıla güleceğim...

sevgili'm sana hasretim, sana metrelerce uzaktayım ama çok hasretim bu hasretliğin biteceği günü sabırsızlıkla bekliyorum ve her gün düşünüyorum, şimdi aynı şehirdeyiz, bakarsın yarın birgün başka bir şehirde hayalimizde ki küçük sıcak evimizde başka bir şehirde yeni insanlarla -ama biz hep el ele- olacağız...

Seni seviyorum

13 Şubat 2012 Pazartesi

Defalarca yazmaya çalışıyorum... defalarca bir kaç kelime yazıyorum sonra siliyorum, önceden devamlı yazardım şimdi ise öyle değil... sebebi kafa berraklığı sanırım, kafam hep dalıyor, kelimeler sonbahar rüzgarında savrulan yapraklar gibi; halbuki kış gibi bile olsa güzel olur, o zaman kelimeler gözleri yorar ama berraktır bembeyazdır, donmuştur. Eylül'ü daha çok sever oldum daha çok...

Herşeyler çözülür; ama düşünceler farklıdır hep... Bana uyan sana uymaz, sana uyan bana uymaz; kimi cümlelere başından başlar, kimileri sonundan; hayatta birbirine en çok benzeyen insanların bile yaptıklarından küçücükte olsa tezatlıklar vardır, olacaktır, mesele orta yolu bulmak değildir, tamamen konuyu çözebilmektir.
Önce inanmaktır hayat
Önce yaşamaktır hayat
İnandığın kadar yaşarsın hep...
Yüzündeki gülücük değildir gülmek, kalbindekine bakmak gerek...
Birşeyleri yapmak için çabalamak değildir hayat, inandığını yapmaktır...
Birşeye başlamak için birşeyi kapatmak gerekir bazen...
Bazende hiç birşeyi kapatmamak...
ve bunların hepsi bir seçimdir...
seçimi yapana önyargılı olunmaz ki
seçimi yapan suçlu değildir
ama seçimi yapan da suçlamamalıdır hiç kimseyi hiç birşeyi...
hayat sadece ve sadece onundur
sadece onun seçimleridir...
Yapraklar gibi savrulur iki tarafa ama hep tekrar yeşermeyi düşünmelidir...
Hayat bizi çağırır...
Bazen geriye, bazen geleceğe
Bu da seçim değil midir??
Kalbine inanan, ölmeden güzel günleri görür, görmüştür...
Hırslı olmalı ama vicdanını kaybetmemeli insan...
İnanmalı daha çok inanmalı kalbine, kendine, aklına...
Sonra hayat herşeyi verir mutlaka...

Bunlar ne mi? Sadece bir umut, ama hepsi mavi bir umut, tıpkı hergün görünen gökyüzü gibi.....