ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2012 Salı

hayaller


Cuma günü geldim ben sevgilime, dünyalar güzeli yüzünü gördüm ya hayatın tüm zorluklarına yorgunluklarına direneceğimi hissettim ta derinlerde. Heyecanla korkuyla geçen saniyeler yaşadık. Bazen yemek masasında gerildik bazen yürürken ama biz hep sarıldık hem güçlü olacağımızın sözünü verdik, sarılmak bizi hayallere götürdü, bazen geleceğe bazen geçmişe, bazen kocaman bir gülümsemeye bazen de hüzünlü ağlamalara, sevgi içimizde fırtınalar estirdi hep, bazen kalbimizi sardı, bazen aklımızı, kalbimize özlem bıraktı fırtınalar. Hep özledik biz birbirimizi, yan yana iken, sarılıp uyurken, aramızda şehirler varken, aramızda mesafe yokken, hep özledik birbirimizi, özlemekten çok kavuşmanın hayalini kurduk, kavuşup bir daha ayrılmamanın, hala kuruyoruz, inanıyoruz güçlüyüz bu konuda biz.
Kavuşmak için artık yeni adımlar attık, sarıldığımızda daha güçlü durmak için, hayallerimiz daha da güzelleşsin diye, artık yüzüğümüz var bizim, sadece bir yüzük değil, o bizim umudumuz, bundan sonra daha güçlü hayaller kurmak için. Ailemizin  olması için küçük bir yüzük büyük bir hayal.
Biz sarılıp beraber uyuyacağız bir ömür boyu, sabah gözlerimizi açtığımızda birbirimizi göreceğiz ve biz daha güzel olacağız, daha naif, daha narin, daha duygusal. O vakitler hiç kırmayacağız birbirimizi, kalbimiz daha da büyüdü eminim.
Biz artık daha umutluyuz, tek eksiğimiz bir an önce kavuşmak, sarılmak ve bir daha gözlerimizi kapatana kadar ayrılmamak…
Belki ağlarız, belki üzülürüz ama biz birbirimizi tamamlarız, ellerimiz birbirine değdiğinde kimse bizi üzemez, biz bile birbirimizi üzmeyiz…
Sözlüm, nişanlım, eşim, sevgili’m, aşkım…
Sensiz her yer huzursuz
Senle Ankara dünyanın en güzel yeri…
Sensiz her yer soğuk

parmağıma yüzük takmak o kadar basit değil
söz verdim ben sana içimden, yüzüğü takarken gözlerimi kapatıp :
"Kavuşcaz ve bir daha hiç ayrılmayacağız söz dünyalar güzelim."

20 Şubat 2012 Pazartesi

zaman durduysa...

bir sevgililer günü geçti, geçeli de bir hafta oldu ama bunun cevabını ben üstadından vereyim :


"her gece onu düşünmekten saatim ilerlemez oldu. 
kim sorarsa ''saat kaç'' diye,
cevabım hep aynı; 
on'a doğru!" C.S

sevgili'm bana saat aldı ama ilerlemiyor onsuz ama bu ilerlemezlikte bugün 19. ayımız bitti, onla yan yana geldiğimizde ise 190 ayın nasıl bittiğini anlamayacağız sanırım. Beraber yaşlanacağız beraber büyüceğiz, o yoğurt yiyen küçük kız çocuğunun anne olduğu günleri görüp, çocuğuna şekerli yoğurt hazırlarken eminim katıla katıla güleceğim...

sevgili'm sana hasretim, sana metrelerce uzaktayım ama çok hasretim bu hasretliğin biteceği günü sabırsızlıkla bekliyorum ve her gün düşünüyorum, şimdi aynı şehirdeyiz, bakarsın yarın birgün başka bir şehirde hayalimizde ki küçük sıcak evimizde başka bir şehirde yeni insanlarla -ama biz hep el ele- olacağız...

Seni seviyorum

17 Ocak 2012 Salı

artık yazma zamanı...


bir yer var bu şarkıda... benle ne alakası var bilmiyorum inanın ama hani sert bir rüzgar eserde, tüm vücudunun gözeneklerine işler, tane tane işler öyle bir etki yaratıyor bende... saat 00.34, saat 20.32 den belli elli kere dinlediysem, elli kere ağladım... gözlüğümü elli kere sildim, burnumu elli kere sildim... herşey bi yana, sadece bu mu... saat 00.40, bir mesaj geldi ondan önce msn yazısı ben okurken gözümden yaş, cevap yazarken gözümden yaş, noluyor bana böyle...

hatalar insanlara hata olarak dönmeli ama bana hatalar hep gözyaşı olarak dönüyor, gizlice kimse bilmiyor kimse...gizlemek erdem mi?
hayata karşı savaşmak iyidir peki ben ne kadar savaştım ??
gizleyerek savaşılır mı?
yoksa sadece karanlıkta savaşmak mı benim  ki kendime bile itiraf edemediğim??
ve hayat sadece beni çok sevenleri kırmaktan üzmekten mi ibaret??
kötü bir adammıyım ben?
hayat bugün ağlamama müsade etti...
ben sadece bunu değerlendiriyorum...
yaptığım yaşadığım herşeyi hayatın sırtına mı yükleyeceğim?
yalan mı söylüyorum....
bir sürü doğrularda vardı ama?
hayatın üstüne herşeyi atarım, bir tek şey hariç....

kendimden utanıyorum çok....
ve bunu bugün çok iyi anladım...

yağmur yağar, durur, yağar, durur...
kendinden utanmak yağmurun hiç yağmamasıymış....

beni affetsin yağmur

ben çok korkuyorum
ağlıyorum, sonra korkuyorum sonra utanıyorum, ağlıyorum...
bana ne oluyor??

24 Aralık 2011 Cumartesi

aslında az şeyler yaparak, o az şeylerin yanında koca bir ömrü geçiriyoruz, kendimize bile anlatamadığımız küçük şeyleri yapamadan, hep bir bulanıklık hissiyle ömrümüz ellerimizden kayıp gidiyor üstelik biz o kayarken görüyoruz...

sevdiğim bana bugün dank ettirdi bunu bişeyler geç kalmadan düşünmeden yapılmalı, hayat görüşüme göre yaşamıyorum bu bir gerçek ama niye böyle yaşıyorum bu da bir soru bu sorunun cevabı bende mi onuda bilmiyorum, bugüne kadar düşünerek yaptığım şeyler olmadı aslında herşey aniden oldu ankaranın karlı günlerinde tekrar aniden olsun istiyorum birşeyler, bana düşünmeme bile fırsat vermesin bu güzel şehir, herkesin puslu günleri ayaz ve soğuk şehri diye tanımladığı bu yeri o kadar çok seviyorum ki ben çünkü sevdiğimi burda tanıdım hep baştan tanıdım onla bu güzel şehride baştan tanıdım ve hep onla olayım istiyorum...


gelecek ne getirir bilinmez ama ben bu masa lambasının altında küçücük netbookla yazılarıma devam etmek istiyorum, sevdiğimi hep baştan sevmek bu dünyadaki en güzel şey ve hiç vazgeçmeyeceğim bundan

23 Aralık 2011 Cuma

ankara'dan havadis...

ankara'da yağmur kokusu bugün bir hayli fazla, aslında tam durmadığından yağmurun kokusundan çok, üşümekten için titriyor, aman dikkatli olalım kar da geliyormuş geçen sene bu zamanlar sevgili'm ile mahsur kalmıştık yollarda, bu arada rötarlıda olsa annem gelecek ankaraya ve sevdiğim kızla tanışacak, geç oldu ama güzel olacak :)